![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Kimler Online | Albümüm | Sosyal Gruplar | Flash Oyunlar | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Metafizik - Bilimkurgu - Mitoloji Metafizik, bilimkurgu ve mitoloji alanlarında konuları içerir |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Thema bewerten | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Simya kelimesinin kökeni konusunda araştırmacılar arasında bir fikir birliği bulunmamaktadır. Simya veya alşimi kelimelerinin sami dilinden kaynaklandığı iddiası en çok kabul görüştür(?). Alşiminin Latince yazılışındaki (Al-chemie) Al takısının Arapça kökenli olduğu kesindir. "Chemie"nin ise Sami kökenli "heme", "hema" kelimelerinden veya Yunanca "hima" (döküm) kelimesinden geldiği iddia edilmektedir. Doğanın araştırılması ve simya Simyacılar hakkındaki genel görüş onların sözde-bilimadamı (pseudo-scientist), hatta kaçık ya da şarlatan oldukları yönündedir. Bunun nedeni simyacıların kurşunu altına çevirmeye çalışmaları, evrenin dört elementten (toprak, hava, su ve ateş) oluştuğuna inanmaları ve zamanlarının büyük çoğunluğunu mucize ilaçlar, zehirler ve sihirli iksirler harzılamaya harcamalarıdır. Bazı simyagerler gerçekten kaçık veya şarlatan olsa da, çoğu entellektüel akademisyenler ve önemli bilim adamlarıdır. Mesela, Isaac Newton ve Robert Boyle'un simyacı olduğu bilinmektedir. Bu gibi yenilikçi kişiler kimyasal maddelerin doğasını ve işleyişini araştırmayı denemişlerdir. Bu gibi simyagerler fiziki evrenin sırlarını açıklama girişimleri sırasında deney yapmaya, geleneksel bilgi ve bilgi kalıplarına,thumb yasalarına ve şüpheci yaklaşıma dayanmak zorundaydılar. Aynı zamanda, simyagerler kimyasal süreçlerde, fiziki durum ve görünüşün büyük ölçüde değiştiği durumlarda dahi, "bir şeyin" mufaza edildiğini kabul ederler. Bu "bir şey" ya da "öz" maddelerin bazı temel prensiplere sahip olduğu, prensiplerin birçok dış görünüş altında gizli halde bulunabileceği ve bu prensiplerin uygun işlemler sonucu ortaya çıkartılabileceği görüşü ile ilintilidir. Simya tarihi boyunca simyagerler bu prensiplerin doğasını anlamak için çalışmışlar ve yaptıkları kimyasal deneylerin sonuçlarında bir düzen ve mantık arayışı içinde olmuşlardır. (Çoğu zaman bu deneyler saf olmayan ve zayıf karakterize edilmiş ayıraçlar, nicel ölçüm eksikliği ve kafa karıştırıcı terminoloji nedeniyle baltalanmıştır.) Bazı simya teorileri ve çalısma alanları(biraz çılgınca) * ****llerin altın ve gümüşe dönüştürülmesi * Ölümsüzlük iksiri yaratılması * İnsan hayatının dönüştürülmesi Konu Beymen tarafından (18-06-2008 Saat 01:06 AM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
ölüm bile ayıramaz bizi..
![]() Üye No: 1
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: İzmir
Yaş: 27
Mesajlar: 2.452
Tecrübe Puanı: 20
Karizma Puanı : 101
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() |
paylaşım için teşekkürler.. simya gerçekten ilgi çekici bir konu.. acaba simyacılar ışınlanmayı yada zaman makinasını icad edebileceklermi ![]()
__________________
Öldürmeyen darbe GÜÇLENDİRİR!!!! Güzel İzmir... ![]() |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() Üye No: 314
Üyelik tarihi: Jun 2008
Bulunduğu yer: izmir-çigli
Yaş: 26
Mesajlar: 51
Tecrübe Puanı: 4
Karizma Puanı : 90
Karizma Seviyesi:
![]() |
Bildiğiniz gibi lokman hekim hikayesi vardır onuda yazıcam yakında bence türk simyacıların en önde gidenlerinden biridir Lokman hekim. |
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() Üye No: 314
Üyelik tarihi: Jun 2008
Bulunduğu yer: izmir-çigli
Yaş: 26
Mesajlar: 51
Tecrübe Puanı: 4
Karizma Puanı : 90
Karizma Seviyesi:
![]() |
Adana ve çevresinde yüzyıllardır yaygın olarak Lokman Hekim efsaneleri anlatılmaktadır. Bunlardan bir tanesi şöyledir: Lokman hekim inanışa göre bütün hekimleri piri üstadıdır.Her çiçeğin her otun özelliklerini tanıyan Lokman ilaç yapar dertlilere deva bulurmuş.Bütün dünyayı dolaşmış. Çukurova'ya gelince ovanın bereket ve güzelliğine hayran olarak Misis'e yerleşmiş.Çevredeki bütün hastaları iyileştirmiş.Artık hastalığın ne olduğunu unutan çukurovalılar ölümsüz hayatın peşine düşmüşler.Kendileri için ölümsüzlük ilacını yapmalarını istemişler. Lokman hekim Çukurovayı adım adım dolaşmış bütün bitkileri incelemiş.Bir gece dolaşmaktan yorgun düşmüş ve ulu bir çınarın altında uyuya kalmış.Bir ara bir ses duymuş.''Ey lokman artık araman bitsin ben ölümsüz hayatın devasıyım.Bundan böyle insanlara ve hayvanlara ölüm yok.'' Lokman hekim sesin geldiği bitkiye doğru yürüyüp koparmış. bu arada Tanrı Cebrail'e Yetiş Cebrail Lokman ölümsüzlüğe çare bulursa bu insanların hali ne olur?''demiş.Bunun üzerine Cebrail pir-i fani kılığında Misis Havraniye tarafına bir gelmiş.Misis köprüsü'nün üstünde Lokman hekimle karşılaşmış.Cebrail:''Selamün-Aleyküm''dedikten sonra Lokmanın elindeki kitaba bakmak istemiş.Kitabı alıp coşkuyla akan ceyhan nehrine atmış.Kitabın ardından Lokmanda suya atlamış ama bulamamış.Yaz gelip sular çekilince ırmak boyunda aramaya devam etmiş.Sonunda kitabın sadece bir yaprağını arpa tarlasında bulmuş. Bugünkü tıp biliminin o günkü yapraktan geliştiğine inanılır.Yörede hala efsaneni izlerine rastlanılmaktadır.Kitabın bulundupu arpa tarlasının toprakları kutsal sayılır.Çocukların karınları ağrıdığında bu toprağı ısıtıp beze sararak çocuğun karnına koyarlar... Lokman hekimin bitkilerle uğraşan bir alim olduğunu biliyoruz.Ve birçok hikayesinde ölüme çare bulduğu ama yazdığı kağıdı kaybettiği ve bi süre sonra öldüğü anlatılır.Burdan Lokman hekiminde simya bilimine merak salmış ve efsane oluşturacak bir bilgi birikimine sahip olduğunu çıkarabiliyoruz. bAzı ünlü simyacılar:Isaac Newton , Robert Boyle , Hermes Trismegistus |
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() Üye No: 711
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 94
Tecrübe Puanı: 4
Karizma Puanı : 10
Karizma Seviyesi:
![]() |
gercekten çok ilginç paylaşım için saol yeni konularını hevesle ve ilgiyle bekliyorum ![]()
__________________
Hayat üçbuçukla dort arasındadır. Ya üçbuçuk atarsın yada dort dortluk yaşarsın!!!
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | Konuyu değerlendir |
|
|