![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Kimler Online | Albümüm | Sosyal Gruplar | Flash Oyunlar | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Kariyer ve Kişisel Gelişim Kişilik ve kariyer testleri vs . konular ile ilgili bölümümüz .... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Thema bewerten | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Sınav kaygısı en çok çalışkan öğrencilerde görülüyor. Öğrencileri heyecanlandırıp kaygılandıran bu sınavların kendisi değil aslında sınava yüklenen anlamlardır. “ Kazanamazsam mahvolurum anneme - babama öğretmenlerime ne derim insan içine çıkamam. Arkadaşlarım kazanırda ben kazanamazsam onlara ne derim. Annem ve babam benim bu sınavı kazanabilmem için ellerinde avuçlarında ne varsa harcadılar yemediler içmediler bana harcadılar bütün ümitlerini bana bağladılar sınavı kazanamazsam onların yüzüne nasıl bakarım?Bu son şansım.Üniversite sınavı hayatta başarılı ve mutlu olabilmek için tek yoldur. Sınavı kazanmak zorundayım. Sınavı mutlaka kazanmalıyım. Sınav sonucu benim iyi ya da kötü olduğumu gösterir.Sınavı kazanamamak her şeyin sonu olur” gibi düşünceler. Ayrıca “ Sınav hazırlıklarımı tamamlayamadım eksikliklerim var deneme sınavlarından istediğim sonuçları alamıyorum kafamı toplayamıyorum; okuduklarımı bir türlü anlayamıyorum galiba bu sınavı kazanamayacağım her çalışmaya yönelişimde bu düşünceler aklıma geliyor ve çalışamıyorum ben bu durumda ne yapacağım “ gibi düşünceler kaygıyı daha da kamçılıyor.Heyecanın doruk noktasına ulaştığı anlar ise sınava birkaç gün kala ve son dakikalar... Heyecanın doruğa ulaşmasına neden olan durum ise belirsizlik kendine güvenememe sürprizle karşılaşma endişesi.Sınavlara hazırlanan bir öğrencinin sınav yaklaştıkça heyecanı artıyor kendini kötü hissediyor tedirgin ve güvensiz oluyor; ağlama gibi durumları sıkça yaşıyorsa “ sınav kaygısı “ içinde demektir. “ Daha hazır değilim zaman gittikçe azalıyor sınav aklıma geldikçe ruhum daralıyor içim sıkılıyor ne yapabilirim ki “ gibi düşüncelere kapılan öğrencinin kaygısı gittikçe artar kaygı arttıkça ise kendine olan güven azalır çalışmalar verimsizleşir ve sonuçta başarısızlık durumları ile karşı karşıya kalınır.Bu nedenlerle başarıya ulaşmak için yapılması gereken en önemli ilkelerden biri başarısızlık korkusunun yani sınav kaygısının aşılmasıdır. Kaygı düzeyi düşük olan öğrenciler kaygı düzeyi yüksek olan öğrencilerden daha başarılı olmaktadır.Araştırma sonuçlarına göre: bir miktar kaygı başarıyı artırırken kontrolsüz kaygı durumları ise başarısızlığa yol açtığı gibi kişinin yaşam kalitesini de olumsuz etkilemektedir. Güdülemeye katkı sağlayan normal düzeyde bir kaygı beyin salgılarının miktarında artış sağladığı için öğrenmeyi olumlu etkilemektedir. Ancak öğrenme karmaşık hale geldikçe ve süre uzadıkça yüksek kaygı öğrenmeyi zorlaştırmaktadır. Çünkü yüksek kaygı sırasında beyinde salgıların artışı öğrenme için gerekli protein sentezini engelleyebilmektedir.Kaygı genel olarak olumsuz bir duygu olarak değerlendirilse de aslında hayatımızı sürdürmemiz için son derece gereklidir. Bir miktar kaygı duymazsak ne ders çalışırız ne sınava gireriz ne de işe gideriz.Ülkemizde ÖSS ye hazırlanan öğrenciler arasında yapılan araştırma sonuçlarına göre bu öğrencilerin kaygı düzeyleri ameliyat olacak olan genel cerrahi hastaları ve diyabet (şeker) hastalarının kaygı düzeylerinden oldukça fazla çıkmıştır. Sınav Kaygısı Nedir? Sınav öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı denir. Kısacası sınav kaygısı yetersiz ders çalışma davranışı fizyolojik belirtiler ve sınav durumunda sınavla ilgili olmayan düşünceleri içeren bir durumdur.Yapılan çalışmalarda sınav kaygısının kuruntu ve duygu olmak üzere iki farklı boyutu olduğu gözlenmiştir. Kuruntu boyutu( endişe ): yukarıda verdiğimiz örneklerde de görüldüğü gibi sınavla ilgili olarak kendi kendimize söylediğimiz düşüncelerimizdir. Bu boyutun başarıyı daha fazla etkilediği gözlenmektedir.Kuruntu arttıkça başarı düşer. Çünkü kuruntu daha çok başarısızlık beklentisiyle oluşmaktadır.Duygu boyutu( yoğun duygulanım):kaygının yarattığı fizyolojik uyarım sonucu bedenden gelen ve bedenin olağan işleyiş dengesi dışına çıktığı mesajını veren sinyallerdir. “ Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyor. O kadar gerginim ki midem altüst olmuş durumda. Çok perişan bir durumdayım. Bu sınava gireceğim için paniğe kapıldım elim ayağım birbirine dolaşıyor. Kendimi bir sis bulutu içinde hissediyorum hiçbir şey bilmiyorum ve hatırlamıyorum.Gözüm kararıyor midem bulanıyor soğuk soğuk terliyorum.”Sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerin sınav gününden önce ve sınav günü yaşadıkları belirtiler arasında uykusuzluk gerginlik çarpıntı sinirlilik karamsarlık kabus görme korku terleme baş ağrısı karın ağrısı solunumda güçlük iştahsızlık mide bulantısı bitkinlik durgunluk gibi belirtilerle kötü not alma veya sınavı kazanamama vb. endişeler yer almaktadır. Sınav kaygısının beraberinde gelen bir durum da yetersiz ders çalışma davranışıdır. Sınav kaygısı varsa mutlaka yetersiz ders çalışma becerisi ortaya çıkar. Başarıyı olumsuz yönde etkileyen öğelerin başında ders çalışma becerilerinin yetersizliği gelmektedir. Sonuç olarak sınav kaygısı ve yetersiz ders çalışma davranışı birleştiğinde başarısızlığa neden olur. Başarıyı artırmak için etkili ders çalışma yöntemlerinin öğrenilmesinin yanı sıra sınav kaygısının da azaltılması gerekmektedir.Sınav Kaygısının Artmasının Nedenleri Nelerdir? “ Korkunun kaynağı cehalettir.“ Kendine güvensizlik anne-baba ve eğitimcilerin yanlış tutumları karamsarlık önceden yaşanan başarısızlıklar beklentiler imkansızlıklar bilgisizlik olumsuz düşünce ve tepkiler zamanı iyi kullanmama ve eksik hazırlık uykusuzluk yanlış beslenme (aşırı şeker sigara alkol ve kahve tüketimi) yeterince dinlenmeme gibi daha bir çok sebebi vardır.Bunların en başında hedefin belirsizliği plansızlık çalışma metotlarının bilinmemesi özgüven eksikliği danışacak kişilerin bulunmayışı arkadaş çevresinin olumsuz etkileri öğrencinin çevresinde başarılı ve doğru modelin bulunmayışı aile ve çevrenin bilinçsizliği kalıtım yoluyla sahip olunan özellikler sayılabilir.Burada önemli olan kaygının nedeninin teşhis edilerek bu nedenlerin zararsız hale getirilmesidir. Sınav Kaygısının Üstesinden Gelebilmek İçin Neler Yapmak Gerekir? Öğrenciler ellerinden gelenin en iyisini yaparak planlı çalışmayı sürdürdükleri sürece ümitlerini kaybetmemelidirler. Ümitli olmak olumsuz düşünceleri yok eder. Yüksek kaygı ümitle söndürülebilir. Ümidi kıracak düşüncelerden kurtulmanın yolu planlı çalışabilmektir. Hedeflerini belirlemiş yapması gerekenleri planlı bir biçimde sürdüren öğrendiklerini tekrar edip sınayan başarı grafiğini yükselten öğrencinin ümitsizliğe düşmesinin hiçbir anlamı yoktur. Seneca’ nın dediği gibi unutulmamalı ki :“ Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez. ” Çalışmayı alışkanlık haline getiren ve planını uygulayan öğrencilerin başarıları arttıkça kendilerine güvenleri ve verimli çalışma becerileri gelişir. Doyurucu çalışmalar ise kaygıyı azaltır. Kendine güvenini kaybetmeyen öğrencilerin kaygı düzeyi olumsuz olarak artmaz. Öğrenciler kendine olan güvenlerini geliştirici etkinliklere yönelmeli önceden başarılı olduğu durumları hatırlamalı aynı şeyleri ve daha iyisini yapabileceğine kendisini inandırmalıdır. Gerçekleri görmek başarıya kapı açar; kaygıyı azaltır. Gerçekçi olunmazsa hedefe yönelik yetersiz çalışmalar güveni azalttığından kişinin yetersizlik ve beceriksizlik duygusuna kapılmasına neden olur.Ayrıca bir sınavda ortalamanın altında not almak veya sınavı kazanamamak dünyanın sonu değildir. Bu sınavı hayatımızın son şansı gibi görmekten vazgeçmeliyiz... Yapacağınız şey gerçek dışı kötümser ve karamsar düşüncelerinizi gerçek dışı bir iyimserliğe dönüştürmek değil yalnızca gerçekçi düşünmektir.Unutmayın; başarıya ulaşmanın ilk aşaması kişinin kendi potansiyelini doğru değerlendirmesidir. Nelerin eksik olduğuna ve neyi ne kadar öğrenmeniz gerektiğine ancak gerçekçi bir değerlendirme sonucunda karar verebilirsiniz.. Kaygının zihinsel süreci olan "endişe" ile başa çıkmak için gerçekçi ve olumlu düşünme biçimini benimsemeye çalışın.Saplantılardan kurtulun. Aklınıza gelen düşüncelere değil yaptıklarınıza önem verin.Endişe ve duygusal yoğunluk kaynaklı "yoğun uyarılma" ile başa çıkmak için de gevşeme egzersizleri yapmayı deneyebilirsiniz. Bu egzersizlerin nasıl yapılacağı konusunda Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden okul rehberlik ve psikolojik danışma servislerinden yararlanabilirsiniz.Eğer kendi zihninizin ürettiği bu olumsuz düşüncelerin tutsağı olmaktan kurtulursanız endişelerinizin azaldığını ve artık bedeninizden gelen sinyalleri de eskisi kadar olumsuz yorumlamadığınızı göreceksiniz. Arkadaş seçimlerinize dikkat edin. Kendinize çalışkan arkadaşlardan oluşan bir grup bulun. Konfiçyüs’ ün dediği : “ Bilgi insanı kuşkudan iyilik acı çekmekten kararlı olmak korkudan kurtarır ”sözünü hatırlayarak kazanmam için elimden gelen ne varsa yapıyorum bundan sonrası bana ait değil ilkesini benimseyin.Sınavları ve olayları abartmadan her şeyi kendi konumunda ve değerinde kabul edin.Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Kendinizi önceki durumunuzla değerlendirin. Gerçekleştiremediğiniz çalışmaları -nızı ve eksikliklerinizi gidermenin yollarını arayın. Zamanınızı iyi planlayın. Erken kalkıp işlerinizi listeleyin. Bu sıralar çalışmak dışında ek işler üstlenmeyin. Müziğe spora sosyal ve kültürel etkinliklere zaman ayırın. Gerginlik bizi aşırı hareketliliğe veya tersine donukluğa itebilir. Sınava üç – beş gün kala daha çok ders çalışmak yerine; fizik aktivitelerini arttırmak eğlenceli sporlara zaman ayırmakta yarar vardır. En iyi aktivitelerden biri yürüyüş yapmaktır. Doğal güzelliklerin bulunduğu sakin ve bol oksijenli temiz ortamlarda her gün en az yarım saat yürümek iyi gelebilir. Zevk aldığımız hobilerimize hafta içinde en az birkaç saat ayırmalıyız. Sinema ya da açık havaya çıkmak gerginliği azaltır. Enerjiyi ve olumluluğu artırır. Ancak televizyon ve bilgisayar başında çok fazla zaman harcamayın. Çatışmalardan kaçmak sorunları ertelemek sınav stresinize başka stresler eklememek önemlidir.Sınavları önceden kazananlarla konuşmak onların deneyimlerinden faydalanmak işe yarayabilir.Beslenmenize dikkat edin. Şekerli gıdaları aşırı tüketmeyin.B vitaminin kullanılması yararlı olabilir. Şeker oynamalarını kontrol eder. Yorgunluk hislerini azaltır. Uzun çalışma saatleri ve artan zaman baskısı sonucunda bazı öğrenciler şartları daha fazla zorlayarak çalışma sürelerini arttırmak için bazen kahve çay gibi uyarıcı maddeleri ya da bazı ilaçları kullanmaktadırlar. Bu tür uyarıcıların ilk baştan çalışma süresini artırdığı görülebilir. Ancak zaten sınav kaygısı sebebiyle üst düzeyde uyarılmış olan sinir sistemimizin bir de bu tip uyarıcılarla uyarılması doğru değildir. Uyarı ilaçlar dışında çok masum kalan çay kahve gibi içecekler bile ellerde titreme dikkat ve konsantrasyon güçlüğü huzursuzluk gibi istenmeyen durumlara sebep olabilir. Mümkün olduğunca bu içecekleri kullanmamaya özen gösterin. Daha doğal içecekler meyve suları bitki çayları önerilebilir. Uyku düzeninize dikkat edin . Günlük ortalama uyku süreleri ilköğretim çağı öğrencileri için 9-10 saat bu çağın üstündeki kişiler için 8 saattir. Uykuda iki ayrı önemli bölüm vardır. Birinci bölümde bedensel ikinci bölümde ruhsal dinlenme gerçekleşir. Gecelik 3-5 saatlik kısa uykunun zihinsel becerilerde bir azalmaya yol açmadığı bu sürenin yeterli olduğu söylenebilir. Ancak bu kısa uykuların sürekli aynı biçimde devam ettirilmesi sonucunda; öğrenme mantık yürütme dikkat ve konsantrasyon üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır.En önemlisi de sınavın hayatın sonu olmadığını zekamızın sınavla ölçülemeyeceğini bilmek sınavı kazanmak kadar kaybetmenin de normal olduğuna inanmaktır. Öğrencilerin Motivasyonunda Ailelerin Rolü Motivasyon kişinin istek ve ihtiyaçlarının farkına vararak bunları gerçekleştirmesi için harekete geçmesidir.Öğrencilerin başarı motivasyonunun sağlanmasında olumsuz veya olumlu etki yapan unsurlardan biri aileleridir. Aileler farkında olarak ya da olmayarak öğrencilerin motivasyonuna etkide bulunurlar. Aslında hiçbir anne-baba böyle bir dönemde çocuklarının motivasyonunu olumsuz etkilemek istemez. Ancak öğrencilerin iyiliği adına yapılan bazı davranış ya da söylenen sözler motivasyonu önemli derecede etkilemektedir. Bu durumda öğrencinin kaygı düzeyi yükselip motivasyon düşebilir. Böyle bir sonuç öğrencinin mutsuz ve verimsiz bir hazırlık dönemi geçirmesine neden olabilir. Öğrenci motivasyonunun sağlanmasında ailelerin en önemli rolü çocuğunu anlamasıdır. Çocuğunun zor bir dönem yaşadığının farkında olduğunu ona yansıtması gerekmektedir. Bunu sağlamanın en temel ilkesi ise sağlıklı bir iletişim kurabilmekle başlamaktadır. Ailenin hiçbir koşul olmaksızın çocuğunu sevdiğini ve ona güven duyduğunu söz ve davranışları ile hissettirmesi gerekmektedir. Aileler öğrencinin zorluklarının farkına vardıklarını hissettirmelidir. “ Çok yorulduğunu biliyorum. Hem okulu hem dershaneyi birlikte yürütmenin zorluğunun farkındayım. Bu zor dönemde yanındayım istediğin her türlü desteği vermeye hazırım” şeklindeki ifadeler öğrencinin ailesine olan güvenini pekiştirir. Sıkıntılarını ailesi ile paylaşan genç sorumluluklarına sıkı sıkı bağlanacaktır.Unutulmamalıdır ki sınavlara hazırlanmak sadece ve sadece öğrencilerin sorumluluğudur. Ne ailelerinin ne de öğretmenlerinin... Aileler bu sorumluluğu çocuklarının yerine üstlenmemelidir. Hangi konularda eksiği olduğunu tespit etmek ne zaman ne kadar çalışacağını belirlemek ailesinin değil öğrencilerin sorumluluğudur.Ailelere düşen sorumluluklarını üstlenerek yerine getiren gence istediği desteği sağlamaktır. ( Yaşadığı zorlukların çözümünde birlikte hareket etmek vb... gibi )Aileler çocuklarının yapamadıklarını değil yaptıkları üzerinde durarak onları takdir etmelidir. Bu şekilde davranmak çocuğun istenilen davranışları daha çok göstermesine yardımcı olur. Örneğin ” bu hafta yeterince ders çalışmadın bu şekilde sınavı kazanamazsın ” yerine “ geçen gün kendi başına soru çözmen ve ders çalışman çok hoşuma gitti bu davranışınla gurur duydum “ denilebilir.Öğrencilerin değerlilikleri ile sınav başarılarını eş tutmak sonuçlarla ilgili olarak öğrencileri korkutmak tehdit etmek “ Sana her şeyi sundum hele bir sınavı kazanma o zaman seninle görüşürüz” veya “ Kazanamazsan ailemizin öğretmenlerinin yüzüne nasıl bakarsın arkadaşların arasında rezil olursun “ gibi ifadeler motivasyon sağlamaz aksine kaygıyı kat kat artırır. Sınav kaygısı artan öğrenciler için bu durumda her sınav bir kriz durumudur. Bu duygular içindeki bir öğrenci çalışmalarını ve sınavları mutlaka kazanılması gereken bir savaş olarak algılayacaktır. Girdiği sınavları hatta çözdüğü her testi kazanması gerektiği bir savaş olarak değerlendirecek çözemediği bir soruda bile bir soruyu çözemiyorum koskoca sınava nasıl kazanabilirim” şeklinde düşünerek umutsuzluğu düştüğünden çalışmalarını bırakacaktır. Unutulmamalı ki :LYS-LGS sınavı hayatta amaç değil bir araçtır. Hayatın bizlere sunduğu başka alternatiflerde vardır. Deneme sınavlarının sonuçlarını yorumlarken “ bak yine yanlışlar yapmışsın nasıl kapatacaksan bu eksiklerini bu yanlışlarla sınavı kazanamazsın “ yerine “ doğru cevapların geçen sınavlara göre artmış demek ki açıklarını kapatıyorsun aferin “ şeklindeki ifadeler motivasyonu artıracaktır.Anne ve babalar bazen de öğrenciyi olumlu etkileyebilmek düşüncesi ile “ ben sana güveniyorum sen en iyi bölümlere layıksın senin sınavı kazanamaman gibi bir ihtimali düşünemiyorum” gibi ifadeler kullanırlar. Bu tür ifadeler öğrencilerin taşıyamayacakları kadar yükün altına girmelerine neden olabilir. Bir süre sonra bu yük onları ezmeye başladığından öğrenmeleri ve öğrendiklerini kullanmalarını engeller. Bu tür öğrenciler çok çalışsa da istedikleri başarıya ulaşamayabilir. Aileler öğrencilerin kapasitelerinin üstünde iş beklememelidir.Çocuklarımıza: sonuç ne olursa olsun onların önemli ve değerli olduğu söylenmeli ve davranışlarla bu düşünce hissettirilmelidir. Önemli olan sınavı kazanmaktan çok çocuklarımızın sağlığı ve mutluluğudur. Sevgili öğrenciler; hayatı hiçbir zaman tek taraflı olarak düşünmeyiniz. Acısıyla tatlısıyla hayat bir bütündür. Her olumsuz durumda iyi bir yön bulmaya çalışın . Gelecek sizin geleceğinizdir. Hiçbir kimse sizin adınıza geleceğinize yönelik karar verme yetkisine sahip değildir. Hani bir söz vardır; “ Hangi limana gideceğini bilmeyen gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez.”Yeter ki kendi yetenekleriniz doğrultusunda demir atacağınız limanı belirleyin. Bu limana ulaşmak için kendinize güvenin ve sakin olun. Karşılaşacağınız her türlü sonuç karşısında yılmayın yıkılmayın kendinize olan güveninizi hiçbir zaman kaybetmeyin. Önemli olan kendinizi ve hayatı sevmek; yaptıklarınızdan memnun olabilmektir. Sizler içinizde yaşadığınız kaygının nedenini biliyorsunuz; bu kaygıyı yenecek güç yine sizsiniz. Alıntı |
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | Konuyu değerlendir |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| sınav soruları kolay olsun | teknik servis | İstek, Öneri, Şikayet | 9 | 18-11-2008 04:55 PM |
| Açıköğretim 2009 yılı sınav takvimi | Site Yöneticisi | Sınavlar ve Hazırlık - ÖSYM | 0 | 31-10-2008 08:25 PM |
| Öss 2008 Sınav Soruları ve Cevapları | umitgulce | Sınavlar ve Hazırlık - ÖSYM | 1 | 15-06-2008 05:49 PM |
| 2008 OKS Sınav Soruları ve Cevap Anahtarı | Site Yöneticisi | Sınavlar ve Hazırlık - ÖSYM | 3 | 08-06-2008 08:23 PM |
| Başarının 11 Adımı | umitgulce | E-Kitaplar ve Kitap Tanıtımı | 0 | 29-03-2008 10:59 PM |