![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Kimler Online | Albümüm | Sosyal Gruplar | Flash Oyunlar | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Geyik Muhabbeti Adı Üstünde Geyik İşte Gerçek Hayatın Sıkıntılarını Biraz Atın... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Thema bewerten | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() |
Benden sıze yazılarr:d:d
bir genç, "Yanlış anlamayın n'olur. Ben de yakın zamana kadar öğrenciydim. Islanmayın, gelin ben sizi uygun bir yere kadar bırakayım" demiş. Dilek kız, başta biraz tereddüt etmiş ama çocuğun iyi niyetine inanmış ve Arabaya binmiş. Yolda sohbet filan etmişler. Hoşlanmışlar birbirlerinden. Çocuk, "Lütfen izin verin sizi evinize bırakayım. Bakın yağmur da iyice hızlandı" demiş, Dilek kabul etmiş tabi. Sohbet iyice koyulaşmış. Kızın evine gelmişler, bu arada Telefon değiş tokuşu yapmayı da ihmal etmemişler. Dilek çok etkilenmiş çocuktan. O hafta her telefon çaldığında yüreği hop etmiş, "Ay benimki mi arıyor?" diye telefona koşmuş. Ama arayan olmamış maalesef. Dilek yüzünü kızartıp çocuğu aramaya karar vermiş, "Belki numaramı kaybetmiştir, n'olucak ki ben arasam" deyip kandırmış kendini. Telefonu ağlamaklı bir kadın sesi açmış. Meğer teyze, bizim çocuğun annesiymiş ve hıçkıra hıçkıra, oğlunun trafik kazasında öldüğünü söylemiş. Anlattıklarından Dilek anlamış ki, çocuk onu bıraktıktan 5 Dakika sonra yapmış kazayı. "Keşke eve bıraktırmasaydım. Benim bunun sorumlusu" diyerek hemen kendini suçlamaya başlamış. Suçluluk duygusundan kurtulmak için teyzeden adresi almış, "En azından başsağlığına gideyim bari" diye düşünmüş. Ziyaret ağlamaklı ve de yaslı geçmiş. Ayrılma vakti geldiğinde iyice havaya giren kız, "Bana oğlunuzdan bi hatıra verir misiniz? Onu gerçekten çok sevmiştim" demiş. Bunun üzerine anne içeriye gitmiş, döndüğünde elinde çocuğun kaza Günü üzerinde olan gömlek varmış. Üstelik de hala kanlar içindeymiş gömlek. Dilek çok kötü olmuş, gömleğin niye saklandığı ve niye ona verildiği anlamsızlığına rağmen yine de kadını kıramayıp almış kanlı gömleği. Ama eve gelir gelmez ilk işi gömleği yıkayıp, ütülemek olmuş. Bütün gece gömleğe baka baka, zır zır ağlamış. Sürekli de, "Onu ben öldürdüm, onu ben öldürdüm" diye tekrar ediyormuş kendi kendine. Artık ağlamaktan bitap düştüğünde gömleği yastığının Altına koymuş ve yatmış. Sabah uyandığında kendini daha iyi hissediyormuş. Ama yastığı kaldırdığında bir de görmüş ki gömlek yine kanlar içinde. İnanamamış bu duruma. "Herhalde dün o kafayla iyi yıkayamadım" diyerek yeniden yıkamış gömleği. Ama ertesi sabah da hiç bir değişiklik yokmuş gömlekte, yine kanlar içindeymiş. Bunun üzerine Dilek kız girdiği ruhsal çöküntünün de etkisiyle bir hocaya gitmeye karar vermiş. Çünkü başına gelen olayı mantıksal olarak bir türlü açıklayamıyormuş. Çevresinden edindiği bilgiyle değerli bir insan olan Rıza hocayı bulup olayı başından sonuna anlatmış. Rıza hoca uzun-uzun dualar okuduktan sonra Dilek e gömleği neyle yıkadığımı sormuş. Dilekte tam iki kez deterjanla yıkadığını, ilk başta gömleğin temizlendiğini fakat sabah tekrar kanlar içinde olduğunu ağlayarak anlatmış. Bunu duyan Rıza hocanın gözleri fal taşı gibi açılmış ve ellerini dileğin kafasına dokundurarak aynen şunları söylemiş... "A benim salak kızım, hiç normal deterjanla kan lekesi çıkar mı? Ace kullansana, hem renkli hem de renksiz çamaşırlarında ![]() ![]() OHH BEE İİKİ ERKEGİM ![]() 1.Pamela Anderson. 2.Filmlerdeki çıplaklık sahnelerinin yıldızları genelde dişidir. 3.Bes günlük bir tatil için minik bir çanta yeterlidir. 4.Spor karsilasmalari. 5. Telefon konusmalariniz maksimum 30 saniyedir. 6.Arkadaslarinizin seks hayatini gözlemlemeniz gerekmez. 7.Tüm konservelerinizi siz açarsiniz. 8.Tuvalet ihtiyacinizi kadinlardan %80 daha hizli ve pratik giderirsiniz. 9.Eski arkadaslariniz kilo almis yada vermis olusunuzla ilgilenmezler. 10.Kuaförde Saatler harcamazsiniz. 11.Disilerden %98 daha hizli zap yaparsiniz. 12.Pembe dizilerle zaman kaybetmezsiniz. 13.Poponuz işe alınmanizda asla bir kriter degildir. 14.Tüm orgazmlariniz gerçektir. 15.Tecavüzcüler sizle ilgilenmez. 16.Her yere yaninizda gereksiz seylerle dolu bir çanta götürmek zorunda kalmazsiniz. 17.Yaslanirsaniz viagra kullanirsiniz. 18.Tuvalete yardimci bir grup arkadasiniz olmadan gidebilirsiniz. 19.Soyadiniz oldugu gibi kalir. 20.Bir Otel yatagini toplanmamis bir sekilde birakabilirsiniz. 21.Kendi yemeginizi öldürebilirsiniz 22.Düsüncesizlikleriniz için ekstra kredi sahibisinizdir. 23.Hiç kimse sizi (onu) yutarken hayal etmez. 24.Tuvaleti silmek zorunda degilsinizdir. 25.10 Dakikada tras olup, dus alip hazirlanabilirsiniz. 26.Kendinizi tatmin etmek için yardimci bir titresimli faktöre ihtiyaç duymazsiniz. 27.Bayan patronlara karsi avantajlisinizdir. 28.Ne kadar çirkin olursaniz olun sizden hoslanan bir karsi cins bulunur. (bkz. Quassimodo) 29.Dügün planlariyla ilgilenmezsiniz. 30.Biri sizi bir yere davet etmeyi unutursa hala arkadasiniz olabilir. 31.Bir partide sizin kiyafetinizin aynini giyen biriyle tanisirsaniz onunla hayat boyu arkadas olabilirsiniz. 32.Iç çamasirlariniz pazarda 500.000TLdir. 33.Bilimum güzellik yarismalari. 34.Sizin emrinizde çalisan insanlardan hiçbiri sizi aglatma gücüne sahip degildir. 35.Boynunuzun altinda kalan hiçbir vücut bölgesini tiras etmezsiniz. 36.Her aksam killi poponun birine arkanizi dönmek zorunda degilsinizdir. 37.Otuz dört yasinda ve hala bekarsaniz kimsenin umurunda olmaz. 38.Adinizi kara sidikle yazabilirsiniz. 39."Uzaga iseme" yarismalarinda tartismasiz bir üstünlük saglarsiniz. 40.Çukulata sadece bir çesit tatlidir, kaçilmasi gereken bir güzel sey degil. 41.Cumhurbaskani olabilirsiniz. 42.Yolcu koltugunda da yolculuklardan zevk alabilirsiziniz. 43.Çiçekler her seyin anahtari, her sorunun çözümüdür. 44.Diger insanlarin duygularina çok önem vermeniz sizden beklenmez. 45.Çalisma saatlerinizin %90'ini seksi düsünerek geçirebilir ve tam verim alabilirsiniz. 46.Islanacaginiz bir ortama beyaz bir t-shirt ile gidebilirsiniz. 47.Üzerinde "Hâ$$îktir ordan!" yazan bir t-shirt giyebilirsiniz. 48.Üç çift ayakkabi yeter de artar bile. 49.Araba tamircisine kolayca gidebilir ve hatta orada muz bile yiyebilirsiniz. Basiniza bir sey gelmez. 50.Istedginizi söylersiniz ve insanlarin sizin hakkinizdaki düsüncelerini takmazsiniz. 51.Leonardo DiCaprio'nun hoslanilacak biri bile olmadigini daha kolay anlarsiniz. 52.Arkanizdan fazla kisi konusmaz; konussa bile aldirmazsiniz. 53.Sicak bir Günde gömleginizi çikartabilirsiniz. 54.Yanliz yasiyorsaniz annenizin sizi ziyaret etmesi arifesi hariç evinizi asla toplamayabilirsiniz. 55.Tüm tamirciler size gerçegi söyler, doru fiyati teklif eder ve pazarliga daha açiktirlar. 56.En yakin arkadasinizla saatlerce oturup "Benden hoslaniyor olmali" seklinde düsünmeden maç seyredebilirsiniz. 57.Sevgilinizin sizden ayrilmaya çalistigini ima ettigi cümleleri asla yanlis anlamazsiniz. 59.Ruhsal durumunuz çok zor degisir. 60.Dünyaniz isediginiz yerdir. 61.Mekanik Aletleri diger cinsten daha kolay kullanir, onlari yönetirsiniz. 62.Arkadasinizin yeni saç biçiminizi fark etmesi sizi pek ilgilendirmez. 63.Clint Eastwood'a hayran oldugunuzda için ona benzemek istemezsiniz ya da benzemek için kilo verme geregi duymazsiniz. 64.Asla bir önceki benzin istasyonunun çalisanlarini begenmediginiz için digerine 20 km yol almazsiniz. 65.Bir içecek sisesini açmanin en az 20 farkli yolunu bilirsiniz. 66.Ne giyerseniz giyin, bacaklarinizi farkli yönlere sonuna kadar açarak oturabilirsiniz. 67.Ayni is . . . Fazla maas. 68.Gri saç ve kirisikliklar karizma katar. 69.Gelinlik - 200$, frak kirasi - 100$ 70.Bir atista 400 milyon sperm ile 15 denemede dünya nüfusunu ikiye katlayabilirsiniz - en azindan teorik olarak. 71.Diger insanlarin yemeklerine ve tatlilarina ilgi duymazsiniz. 72.Uzaktan kumanda sadece ve sadece sizindir. 73.Siz insanlarla konusurken asla gögüslerinize bakmazlar. 74.Eurosport'da ki birbirinden ilginç motor sporlari. 75.Formula 1. 76.Bir arkadasiniza hediye götürme geregi duymadan da ugrayabilirsiniz. 77.Bekarliga veda partileri kina eglencelerinden kat kat iyidir. 78.Annenizle normal ve saglikli bir iliskiniz vardir. 79.Erkek çocuklar Aileler tarafindan -genelde- daha çok sevilirler. 79.Kolayca prezervatif alabilirsiniz. (Eczaci sizi çiplak olarak hayal etmez) 80.Banyoya gidip makyaj tazelemenize gerek yoktur. 81.Makyaj yapmaniza gerek yoktur! 82.Eger bir arkadasinizi arayacagim deyip aramazsaniz o arkadaslariniza sizin degistiginizi söylemez. 83.Bir Gün uyandiginizda pis, yasli bir adam oldugunuzu fark edeceksiniz. 84.Muayyen gunleriniz olmadigi icin istediginiz zaman rahatlikla denize girebilirsiniz. 85.Ev hayvaniniz varsa onun yemek ve tuvaletiyle ilgilenmeyebilir, ama onunla oynayabilirsiniz. 86.Her durumu "$îKtir et" diyerek rasyonalize edebilirsiniz. 87.Prenses Di'nin ölümü sizin için sadece baska bir ölüm ilanidir. 88.Gegirmek normal bir seydir. Bunun zevkine varabilir ve hatta iyi gegiriyorsaniz bu olay arkadaslariniz tarafindan saygi ile karsilanabilir. 89.Ruhsal durumunuz yüzünden seksüel bir sansi kaçirmazsiniz. 90.Steven Seagal gibi büyük bir sahsi yakindan anlayabilir, ona hayranlik duyabilirsiniz. 91.Normal disi bir durum hariç estetik Ameliyata ihtiyaç duymazsiniz. 92.Mekanik bir dalgamatik çalismadiginda onu yumruklayip firlatabilir, bundan zevk alabilirsiniz. 93.Yeni ayakkabilar yüzünden büyük acilar çekmezsiniz. 94.Porno filmler tam sizin istediginiz gibi tasarlanmistir. 95.Herkesin doğum Günü yada yilbaslarini hatirlamak zorunda degilsinizdir. 96.Birinden nefret etmek onunla seksüel bir yakinliginizin olmasini engellemez. 97.Arkadaslariniz asla size "Ee, degisik bir sey fark ettin mi" teklinde tuzaklar kurmazlar. 98.Internet ve olanaklari. 99.Cinsel organiınızla gurur duyabilir, ona isimler takabilirsiniz. Yaratici degilseniz "Osman" diyebilirsiniz. 100.Pamela Anderson BIR KARA FATMANIN GUNLUGU:dd: Dün gece yine ölümle burun buruna geldim. Kendime bir zarar geleceginden degil ama karim Cemile ne yapar sonra. Biz aksam yemegimizi genelde Saat 11-12 gibi yerdik, ama ev sahiplerimizin misafiri geldiginden geç vakitlere kadar oturup yatmadilar. Neyse ki konuklarin gitmesiyle birlikte uykuya daldilar. Bir süre ortaligin sakinlesmesini bekleyip, yiyecek toplamaya basladim. Bugün misafirler geldigi için menü çok zengindi. Pasta ve börek kirintilarina bayiliriz. Her neyse ben nevaleyi toplarken birden mutfagin isigi yandi ve "Aaaaaa! Karafatma" diye bir ses duydum. Salak adam, ben bir erkegim Fatma da nereden çikti. Benim adim Ismail. Böyle seyler delikanliyi bozar. Hadi beni karimla karistirdin diyelim. Sen ne kadar korkak bir adamsin. Benim kaç katim büyüklügünde olmana ragmen bu bagiris da ne böyle? O korkunç sesin kesilmesiyle birlikte,sanki ben ona bir şey yapmisim gibi beni kovalamaya basladi. Inanin o kadar da dikkat ediyorum, tabak, çanak bardak üzerinde dolasmamaya çünkü bu dingilin karisi çok titiz. Bazen diyorum ki bu giciklarin misafiri Geldiginde git >ortalarda dolas böylelikle utanilacak duruma düssünler..Ama yapamiyorum iste. Ne olursa olsun, ekmek yedigin tekneye kötü gözle bakmamak gerekir. Ben eve geldigim ilk yillari hatirliyorum da ne güzeldi o günler. Rahmetli kayinbabam ve kayinvalidem beni evlerine kabul etmislerdi. O zamanlar rahattik, çünkü ev sahibimiz Riza amca kördü. Bu sebeple evin her yerinde serbestçe dolasabiliyorduk. Hatta Riza amcayla ayni sofrada yemek yedigimiz günlerde oldu. Gerçi bizleri görebilseydi nasil davranirdi bilmem ama o hep yüregimizde yasayacak. Riza amcanin durumu pek iyi sayilmazdi, memur emeklisiydi. Bu evde rahmetli karisininmis,bu yüzden yiyecek konusunda bu kadar fazla seçenegimiz yoktu. Ama daha mutlu ve huzurluyduk. Riza amca bir Gün görünmez kazaya kurban gitti.Gerçi onun için bütün kazalar görünmezdi. Riza amcanin topraga verildigi gün biz de oradaydik. Karsi komsusu Osman Zeki bey bize geldiginde ceketini asmisti. Biz de bunu firsat bilip ceketin cebine girdik. Ardindan Osman Zeki beyle birlikte mezarliga dogru yola koyulduk. Riza amcanin üç tane oglu vardi ama bugüne kadar sadece nüfusta gözüküyorlardi. Hayirsizlar daha ilk Günden evi satisa çikardilar. Evi Su anda oturan adam ve karisi satin aldi. Eve ayak basmalariyla kayinbabam ve kayinvalidemi öldürmeleri bir oldu. Adam sonra igrenerek cansiz bedenleri kagida sararak çöpe atti. Sanki kendisi çok temizmis gibi. Halbuki tuvaletten çiktiktan sonra ellerini yikamadigina defalarca sahit oldum. Simdilerde kendine üzerinde rahmetli kayinvalidemin resmi olan bir ilaç almis, durmadan üzerimize sikip duruyor Kayinvalidem Sultan hanim gençliginde fotomodel oldugu için bu tür ilaçlarin üzerinde resmi bulunuyor. Hatta bir iki Reklam filminde de oynamisti. Ama evlenince mecburen birakti. Çünkü kayinbabam tam bir Osmanli erkegiydi. Bugüne kadar rahmetli Riza amcanin anisina bu evde oturduk, artik daha fazla dayanacak halimiz kalmadi. Ese dosta haber saldik. Kendimize göre bir ev bulur bulmaz tasinacagiz buradan. Belki de sizin evinize yerlesiriz hayat bu belli mi olur? ŞAŞKIN AZRAİL Bir Gün yaşlı birkadın amiliyata girmiş girdiği amiliyatta narkoz verilmiş.Kadın narkozun etkisiyle azraili görmüş.Kadın azraile ben nezaman ölücem kaç yıl sonra demiş.Azrail daha 50 yılın var demiş.Kadın narkozun etkisinden çıkmış ve 50 yıl daha yaşıyacağına çok sevinmiş.Kadın ömrünün dahauzun olduğunu düşünerek bir estetikçiye gider.Estetikçi kadını 30 yıl gençleştirmiş.Kadın hastaneden çıkar çıkmaz tırafik kazasına kurban gitmiş.Azraili görmüş ve sormuş. Hani ben 50 yıl daha yaşıcaktım.Azrailin cevabı kısa ve öz olmuş. (Seni tanıyamadım) (NOT): Kadın estetikçiye gittiği için azrail öyle bir cevap veriyor. ADAMIN BIRI ali:SANA FIKRA ANLATAYIMMI AYSEL aysel:ANLAT ALİ ali:ADAMIN BİRİ doktorA GİTMİŞ GİDİŞ O GİDİŞ aysel:EEE ali:EE Sİ BU KADAR aysel:İİ TAMAM ALİ ali:AYSEL SANA BİR FIKRADAHA ANLATAYIMMI? aysel:ANLAT ALİ ali:ADAMIN BİRİ DOKORA GİTMİŞ GİDİŞ O GİDİŞ.. aysel:EEE ALİ BUNU AZ ONCE ANLATTIN.YA ali:AMA BU DOKTORA GİDEN AZ ONCEKİNİN AMCAOĞLU DEMİŞ :d:d: AHMET FATİH ÖZEN TÜRKLERLE BASA ÇIKILMAZ Mucizeler ülkesi de denilebilir... Ülkemizden bahsediyorum. Bana herhangibir ülke gösterin ki, bizim sabredebildiklerimize katlanabilsin. Hiçsanmıyorum. Elektrik kesik, ses eden yok! Sular akmaz, aynı sabır!Heriktidara gelen zaman ister, eskisini aratır hale gelir, tık yok! Ama bütünbunlara rağmen en ufak şeylere sevinir, mutlu olur, her şeyi unuturuz.Gösterişi sevmediğimiz gibi, yarattığımız mucizelerin de farkında olmayız. Aşağıdaki örnek gibi; Bir Reklam ajansımız, 50 000 adetlik baskılı T-Shirt ihracat bağlantısıyapmıştı. Sıcak baskı tekniği ile yapılan bu uygulama, herhangi birfotoğrafın T-Shirt'e basılması şeklinde oluyordu. İlk 10 000 adetlik Partiyerine ulaştığında, alıcı firma işin mükemmelliği karşısında gözlerineinanamamış, uygulamayı yerinde inceleyip bilgi sahibi olmak için bu konudauzman iki kişilik heyeti Türkiye'ye yollamış. Olay buraya kadar göğüskabartıcı. Ancak, Reklam şirketini almış bir panik. O kadar iptidai bir yöntemuyguluyorlar ki, bunun ilgili firma tarafından anlaşılıp siparişin iptaledileceği korkusunu yaşıyorlar. Derken heyet geliyor. Karşılıklı sevgigösterileri,iltifatlar, izzet, ikram;heyet sabırsız, illaki imalatıgöreceğiz diye sızlanıyorlar. Bizimkiler hala panikte;yapacak başka bir şeykalmıyor, utana sıkıla atölyenin yolunu tutuyorlar. Sanayi sitesinin loş birkatındaki atölyeye girdiklerinde manzara şöyle; bir kırık dökük masa,yerlerde boyalar, yırtık elbiseli birkaç çırak,iki usta ve onbeş metrelikuzun bir tezgah ve tabiiki meşhur T-Shirt'ler baskı için sıra bekliyorlar.Bu ortamda beyaz T-Shirt'lere bu kadar temiz baskı yapmak olanaksız. Amaheyet nezaketen uygulamanın başlamasını istiyor. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan firma yetkilileri, çaresiz gösteriyebaşlıyorlar. İki çırak, Masaya paralel tahtanın iki ucundan tutuyorlar. Buarada usta gerekli boya ayarını yapıyor ve Şimdi! diye bağırıyor. Iki çırakvar güçleri ile öteki uca koşuyorlar. Sonuç:Harika... Ertesi Gün heyetteşekkür ederek ayrılıyor. Korku İle beklenen birkaç gün sonra karşıfirmadan 50 000 adetlik bir sipariş daha geliyor. Bizimkiler, kabuledilmenin sarhoşluğu içinde bayram yapıyorlar. Olaydan bir yıl sonra heyetin verdiği rapor tesadüfen ellerine geçiyor.Aynen şöyle: "Türkler bütün ısrarlarımıza rağmen söz konusu fabrikayı bizegöstermediler.Ancak sanayi casusluğuna karşı aynı ürünün sahtesininyapıldığı yerde bizi aldatmaya çalıştılar.Biz nezaketen inanmış göründük.Orada bu sürede değil 50 000 adet, 500 adet dahi yapılamayacağını çocuklarbile anlar. Bu bakımdan siparişin devamını Türklere vermekten başka çaremizyoktur." Yarattığımız mucizelerin bile farkında değiliz. (Y.Kemal Erener'in Düzenli Karmaşa adlı kitabından alınmıştır.) Yanlış çevrilen Telefon numaraları niye hiçbir zaman meşgul çalmaz? Sadece 'tek heceli' kelimesini söyleyebilmek için niçin dört hece kullanmaktayız? Neden insanlar gökyüzünde 400 milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, 'yeni boyalı' yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar? Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken bulaşık deterjanında 'gerçek Limon suyu' kullanılmaktadır? Işık 300.000 km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla çökmektedir? Işık hızında giden bir Arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları (ışıkları) yakınca ne olur? Niçin fare kokulu kedi maması yok? Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde teflon, 'tavaya' nasıl yapıştırılmıştır? 24 Saat açık denen benzin istasyonlarının kapılarında neden kilit vardır? Eğer uçağın kara kutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği Maddeden yapılmamaktadır? Neden bir Dakikalık saygı duruşları otuz beş saniyeyi geçmez? Neden Otel tanıtım programlarındaki her otelde tava yakan bir aşçı bulunur? Tava yakmak iyi otel için bir ölçüt müdür? Neden bir eliniz dolu iken diğer elinizle kilitli bir kapıyı açmak zorunda kaldığınızda, Anahtar hep elinizin dolu olduğu taraftaki cebinizdedir? Neden Amerikan Salatası kutusunun üzerinde Türkçe "Amerikan Salatası" yazarken İngilizce "Russian Salad" yazar? Bu salata ABD-Rus ortak yapımı mıdır? Neden taksi şoförleri seyir halindeyken kapılarını açıp sol ön lastiğe bakmaya çalışırlar? Otomobilde bir problem olduğunu fark etmişler ise bunun kaynağının sol ön lastik olduğundan nasıl bu kadar emin olabiliyorlar? ve neden daha sonra hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ederler, bir bakışla sorun çözülmüş müdür? Neden erkekler bağrını açtıkça takozlaşırken, kadınlar seksileşir? Neden kainat güzellik yarışması yapılmaktadır? Güzellik yarışmalarına diğer gezegenlerden de mi başvuru olmaktadır? Dünya güzeli neyimize yetmez? Neden avukatlar ve doktorlar mesleklerini her ismi yazılı olan yere eklemektedirler? Avukat Ahmet ismini Av.Ahmet şeklinde yazarken temizlik görevlisi Ahmet ismini Tg.Ahmet şeklinde mi yazmalıdır? Neden bir kimse tuvaletin yerini öğrenmek istediğinde "lavabo nerede" diye sorar? Amaç daha kibar olmak mıdır? Lavaboya sıçılır mı? Neden filmlerde, dizilerde ve bilumum görsel medya araçlarında bilgisayar kullanan insanlar klavyeye bakmadan bilinçsizce ve olanca hızlarıyla abanırlar? Yoksa hala ms dos mu kullanırlar? Ve neden bilim-kurgu filmlerinde bile onca teknolojiye rağmen komut tabanlı programlar kullanılır, bu Windows'un ileride göçeceğine dair bir işaret midir? Yüzmek zayıflatıyorsa balinalar nerede yanlış yapıyorlar? Niçin falcıya gitmeden evvel randevu almak gereklidir? Geleceğimizi bilemez mi? Eğer bugün Hava Sıcaklığı 0 derece ise ve yarın iki kat daha soğuk olacaksa, yarın hava kaç derece olacaktır? Eğer bir şizofren diğer kişiliğini ölümle tehdit ediyorsa, bir rehinelik durumundan söz edilebilir mi? Tabelacılar greve giderlerse, ellerindeki pankartlara bir şey yazabilirler mi? Soyu tükenmekte olan bir hayvan, soyu tükenmekte olan bir bitkiyle besleniyorsa ne yapmalı? Neden koyunlar yağmur yağdığında çekmezler? Eğer bir kaplumbağanın kabuğu yoksa çıplak mıdır yoksa evsiz mi? Vejetaryenler hayvan şeklinde krakerlerden yiyebilirler mi? Eğer onları avlayamıyorsak bir turist mevsiminden nasıl söz edilebilir? ARAPÇA FUTBOL Krampon-ul deccal-u uryan = Futbolcu Akibet-ul huzzam = Elenme Arafat-ul safha = Devre arası Cihat-ul kuvvayi milliye = Milli maç Cemaat-ul mahter-i cumbut = Tezahurat Cenaze-tul mevta-i kurre = Ölu top Darbe-i abes = Faul Tut-tul minare = Hava topu Musabaka-i hicret-ul gurbet = Deplasman maçı Taarruz-ul aleykumselam = Kontra atak Zam-ul zaman= Uzatma dakikaları Def-ul felaketiyye, aman Yarabbim = Atlatılan gol tehlikesi Muhendis-i kurre-i muallim = Teknik direktor Cahar-ul kumbet = Geri dörtlü Vaziyet-ul madara = Hezimet Ekib-ul riyaset-i cumhur = Takım kaptanı Rakib-ul azrail = Korkulu takım Halife-i gol = Gol kralı Taarruz-u belet = Ofsayt Hap-ul ademi ademiyye = Adam adama savunma Gaflet-i dalaletiyye ve hatta hiyanetiyye = Şike Ekib-ul kuvayi milliye = Milli takım Ne teker-i Tam, ne sima-i Arabiyye,Sulh-u salah = Beraberlik ZAM ISTIYORUM PATRONUM Zam İstiyorum Patronum Patron-Ooo hoşgeldin Rızacım. Gel ayakta durma otur şöyle. Çalışan-Saolun ama çok kalmıyacağım Ali bey. Patron-Ali bey olurmu rızacım, kırk yıllık arkadaşına bey mi diyorsun. Hem yok öyle bir yere kaçmak. Ne içersin çay,kahve? Çalışan-Peki çay alayım o zaman. Patron-Nasıl memnun musun işinden, bir arzun varmı? Çalışan-Evet bende onun için gelmiştim Ali bey. Patron-Ne oldu yoksa şefle aranda sorun mu var? Eğer bir sorun varsa söyle bildireyim haddini hemen. Çalışan-Yok, yok öyle değil. Ali bey, bildiğiniz gibi hayat şartları Gün geçtikçe zorlaşıyor. Her gün zam üstüne zam geliyor. Patron-Bilmezmiyim üstadım, bilmemiyim. Çalışan-Bu durum karşısında çok mahdur oluyoruz. Ev sahibimiz kiraya zam yapmak istiyor? Patron-Tam üstüne bastın kaldır ayağını rızacım. Aynı dert bende de var. İnanmazsın ama bizim de villanın vicdansız sahibi zam istemesin mi? Çalışan-Ayrıca karım hamile yani ikinci çoçukta yolda, masraflar cabası yani. Patron-Vay, vay, vay aslanım benim be. Valla hiç haberim olmadı. Yani rızacım ne sır küpü gibi adamsın. Eee kız mı erkek mi? Çalışan-Erkek Ali bey, erkek. Patron-Zaten kız olsa şaşardım. Erkek adamın erkek evladı olur. Benim dört çoçuğum var rızacım, dördü de kız. Erkekliğimden şüphe etmeye başladım. Çalışan-Sağlıklı olsun da kız,erkek farketmez. Patron-Haklısın, benimki de salaklık işte. Yenge hanım nasıl? Çalışan-İyi, iyi de işte hamile olduğu için iyi beslenmesi lazım fakat etin kilosu aldı başını gidiyor efendim. Patron-Hakkatten be rızacım. Geçen gün kasaptan 5 kilo pirzola, 6 kilo kuşbaşı, 8 kilo da sakatat alayım dedim kasap bana ne hesap çıkardı, gözlerime inanamadım yani. Ama ben sana dedim şu Ecevit'e oy verme diye. Bak adam zam üstüne zam, zam üstüne zam. Olan bizim gibi garibanlara oluyor. Çalışan-Bildiğiniz gibi bende 74 model bir murat 124 var. Onunda daha taksitlerini ödeyemedim. Benzin zaten şarap gibi gün geçtikçe pahalanıyor. Patron-Ya, ya bende bildiğin gibi 2002 model jeep almıştım işte ama benzin fiyatlarından şöyle bir bodrum tatili nasip olmadı şerefsizim. Hanım da tutturdu tatil tatil diye. Ama senin 124 az benzin yakar birde LPG taktırdın mı ona rızacım, keyifler kebap. Bak benim mercedes'ten kalma çelik jantlar var onları da sana vereyim, kadillak olur kadillak. Çalışan-Yani kısacası Ali bey, ekonomik bakımdan bitmiş durumdayız. Patron-Anlıyorum rızacım, anlıyorum. Çalışan-Anlayacağınızı biliyordum Ali bey. Patron-Bende seni bu konuda çağırmak istiyordum. Seni bu çilelerden kurtarmak için sonunda kararımı verdim rızacım maaşının %40 ını kesiyorum. Sen bu kadar maaş ile her geçen gün savrukluğa alışıyorsun ve her geçen gün gittikçe ekenomik çöküntü yaşıyorsun rızacım. Bu yüzden artık kesintili maaşınla idare etmesini öğrenirsin ve derdin de kalmaz. Çalışan-Ama Ali bey, ben şey böyle düşünmemiştim. Patron-Tamam rızacım, hiç sıkılmana gerek yok sen bunu çoktan hak etmiştin. Aaa bu arada bende hiç bozuk para yok be rızacım, şu çaycının parasını bir zahmet ödeyiver Mehmet İle Handan Komik Yazilar Komik Fıkralar komik Sözler Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet’in annesini yemeğe davet ederler. Mehmet’in annesi akşam yemeği süresince Handan’ı uzun uzun süzer ve aslında Handan’ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder. Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki: Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok. Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner. Aradan bir iki gün sonra Handan der ki: Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum. Mehmet yanıtlar: Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım. Oturur ve yazar: Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum. Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp. Sevgiler oğlun Mehmet. Bir hafta sonra Mehmet’in annesinden mektup gelir: Sevgili oğlum: Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum. Fakat konu şu ki: Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu. Sevgilerle annen… VAMPIR TEMEL Bir tepenin ardinda 3 tane vampir duruyormus.. Adlari Hank , Frank ve tabii ki Temel .. Hank benim karnim acikti bir söyle uçayim da karnimi doyurup geleyim demis . Bu uçmus bi 15 dk sonra geri gelmis agzi burnu kan içinde Bizimkiler nerden buldun? diye sormuslar . O da”Surda sirali isiklar var ya demis iste orda tombik bir kadin yatiyordu .. Daldim basta çok debelendiama sonunda teslim oldu” demis .. Frank da ben bi karinimi doyurayimdeyip o da uçmus. Oda 15 dk sonra geri gelmis ..Tabii ki onunda agzi burnu kan içinde! Ona da sormuslar nerden buldun diye. O da “Surda 3 tane isik var ya demis, iste orda bi adam buldum bende onun kanini içtim geldim demis . En son bizim Temel bende karnimi doyurup da geleyim demis .. O da uçmus fakat hemen gelmis, üstelik agzi burnu kan içinde. Bunlar merak edip sormuslar sen ne kadar hizlisin bu kadar çabuk nasil buldun demisler . Bizim Temel de “Surda direk var ya demis gördünüz mü?” Onlar da evet demisler . “He iste ben o diregi görmedim de” TEMEL ATMA TORENI Adamin biri bir gün Karadeniz Bölgesi’nde gezmeye gider. Arabasiyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarinda muhtesem bir manzara ve de bir grup yöreli davul zurna kemençe horon tepiyorlar. Çeker arabasini ve baslar seyretmeye,ama o da ne… Adamlar bir tur atip geliyorlar uçurumun basina ve halayin basindakini atiyorlar asagiya…Sonra bi tur daha ve yine bi adam asagiya… Turist dayanamaz yaklasir yanlarina ve sorar: - Kardesim ne diye atiyosunuz adamlari asagiya? Içlerinden biri cevap verir: -Haçan biz burada Temel atma töreni yapayruk……. Memleket AnılarıIstiklal´in oralarda, 9-10 yaslarinda, buyuk olasilikla tinerci, iki cocukla konusuyor polis. Birisine sordu, "Nerede oturuyorsun sen, evin nerede senin?". Cocuk: "Evim filan yok, orada burada uyuyorum". Polis oburune dondu: "Peki sen?". Ikinci cocuk: "Komsuyuz!" Az once iş icabi Isparta´da bir musterimizi aradim. Telefonu acan kibar bayana ilgili kisinin mail adresini sordum. Hanimefendi gayet kibarca "Bizim burada internet cekmiyor" dedi. Cuma aksami gecenin bir yarisi Arnavutkoy´de taksi ariyordum. Fakat etrafta bir tane bile yoktu. Arabasını park etmis yemek yiyen bir taksi soforu gordum. Adama yaklasip, "Abi musait misin?" dedim. O da, "Ehliyetin var mi?" diye sordu. Taksim´e kadar taksiyi ben kullandim, o paşa paşa yemegini yedi. Bir arkadas anlattı. Gecenlerde Taksim´de yururken sıkışınca McDonalds´in tuvaletine girmis. Tuvaletten sonra elini kolunu sallaya sallaya restorandan cikarken elemanlardan biri arkasyndan seslenmis: "Bir gun yemege de bekleriz..." Izmirliler bilir, toplu tasimada Kentkart uygulamasi vardir. Karta para yuklersiniz, otobuslerde manyetik okuyucuya tutarsiniz ve okuyucu okuduguna dair sinyal sesi verir. Kentkart uygulamasinin ilk yilyidi. Yaslı ama cok tonton bir teyze elinde Kentkartla otobuse bindi. Nedense karti soforun suratina dogru tuttu(Herhalde paso gibi gosterilecek zannetti). Sofor iki-uc saniyelik saskinlik periyodunu atlattiktan sonra, "Biiiiip!" dedi. Teyze bi sey olmamis gibi gecip soforun arkasina oturdu. Otobusteki herkes kahkahalarla gulerken bense soforun zekasina hayran olmustum. Bir gun yolda giderken kaset satan bir dukkanin caminda aynen soyle bir yazi gormustum: "Arabalar icin cistakli muzik gelmistir." Kadınlar Kaça Ayrılır?HARD-DISK tipi kadın: Her şeyi hafızasında saklar. RAM tipi kadın : İşiniz bittiği anda sizi de unutur. WINDOWS tipi kadın: Herkes hiçbir şeyi doğru dürüst yapamadığını bilse de kimse onsuz yaşayamaz. EXCEL tipi kadın: Söylendiğine göre bir çok kabiliyeti olmasına rağmen bir çok kimse basit ihtiyaçlar için kullanır. SCREENSAVER tipi kadın : Eğlendirmekten başka hiçbir işe yaramaz. INTERNET tipi kadın : Erişilmesi zorlu olan tiptir. SERVER tipi kadın : İhtiyacınız olduğundan her zaman meşguldür. MULTIMEDIA tipi kadın : Korkunç şeylerin güzel gözükmesini saglar. E-MAIL tipi kadın : Her 10 sözünden 8´i anlamsızdır. VIRUS tipi kadın : Bir başka ismi de "Eş" tir. Hiç beklemediğiniz bir anda gelir kendisini yerleştirir ve kaynaklarınızı kullanmaya başlar. Kurtulmaya çalıştığınızda kesin bir şeyler kaybedersiniz eğer kurtulmazsanız her şeyinizi kaybedersiniz. Küçükken Salaktım-Ben çocukken salaktım. Edip Akbayram´ın ismini Edi zannederdim. Yani o, benim için ´Edi Pakbayram´di. -Ablama, ´Nasıl olup da koca bir günü canin sıkılmadan evde oturarak geçiriyorsun?´ demiştim. ´Büyüyünce insanin canı sokakta oynamak istemez ki´ cevabını vermişti. Uzunca bir sure büyüyüp büyümediğimi anlamak için kendime, ´Canin sokakta oynamayı istiyor mu?´ diye sormuştum. -Annem erkeğin cinsel organını ´pipi´, kadınınkini ´kutu´ olarak tanımlamıştı.O zamanlar TRT´de Cenk Koray´ın sunduğu ´Tele Kutu´ diye bir yarışma vardı. Yarışmacılar, ´Hayır Cenk Bey. Ben kutumu açmak istiyorum´ deyince koşarak odadan kaçardım. -Sabahları kalktığımda aklimin hala yerinde olup olmadığını anlamak için 2+2, 3+4 gibi toplama işlemleri yapardım. Sonuçlar doğru olunca da çok sevinirdim. -Dedemle parka gittiğimiz bir gün TRT´ciler çekim için oradaydı.Beni oynarken çektiler. Yayın günü bizim aile, jeneriğinde gözüktüğüm çocuk programını izlemek için televizyon başına gecti. Kendimi ekranda görünce,´Beni niye parkta unuttunuuuuz?´ diye gözyaşlarına boğulmuştum. -´Geri vites´ kavramım yoktu. Şoför, kolunu koltuğa atıp arkaya doğru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim. -Benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma külahlarının sivri kısmıyla kulaklarını karıştırdığını söylemişti. İnanmıştım. Hala da külahların sivri kısımlarını yemem, çöpe atarım. -Babaannem bir gün gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gün gelsin istiyordum. -Abimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni de Bizans askeri yapardı. Sonra evire çevire döverdi. Çok mühim bir şey yaptığımı sandığım için canim yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım. -Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini sanırdım. Bulmacalardaki,´Annenin erkek kardeşi´ kısmına dayımın beş harfli ismini sığdırmaya çalışırdım. -Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar hoşuma gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım.Ancak sanat merakım annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son bulmuştu.Hem gönlünü almak hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak için dahiyane bir fikirle öğretmenimin yanına gittim. ´Annem´ yazısını patatese oydurttum. Sevinçle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her tarafına bastım. Sonra da annemin karsısına gectim. Beni o halde gorunce ağlamaya başlamıştı. -Madonna ile Maradona´yı kardeş zannederdim. Kendi kendime, ´Bunların babası ne şanslı be. Bir çocuğu futbolun kralı,biri müziğin kraliçesi´ derdim. -Birinden özür dilediğim zaman Allah´ın bana bir özür vereceğini sanırdım. Sakat olacağımı düşünüp hemen ´dilediğim özrü ´ geri alırdım. -Kurban Bayramı´nda toplanan derilerden uçak yapıldığını sanırdım.Uçakların diş yüzeyinin bu derilerle kaplandığı için Türk Hava Kurumu´nun topladığını düşünüyordum. Uçak kaçırma filmlerinde silahla ateş edildiğinde ya da bomba patladığında, ´Ayyy! Deri delindi!´derdim. -´Gil´ diye konuşanları fakir zannederdim. -Annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği, ´Sıhhatler olsun´ lafını ´Saatler olsun´ diye anlardım. Bunun da, ´Banyoda amma çok kaldın´ gibi bir şey demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. Annemin buna karşın niye sadece, Sağol´ dediğini merak ederdim. ´Ne kibar kadın,derdim. Dikkat Yazılı Var!Kazasker nedir? </B>Yolunmus kaza kazasker denir Cemal/Orta-2 Olcek cesitleri nelerdir? Boy olceyi,kilo olceyi ve kesir olceyi Ayse/Ortaokul-2 Dunyamiz nasil olusmustur? Dunyamizi insanlar kurmustur. Dunyamiz temiz sular,temiz hava ve temiz yollari yani temiz yollarla dunyamiz guzel bir sekilde olusur. Seda/Ortaokul-2 Turkiye´nin ozel konumunu aciklayiniz. Turkiye cok ozel bir konuma sahiptir. Ozel bir konuma sahiptirden dolayi ozel konum baska kimseyi ilgilendirmez. Ama etrafimizdaki devletler ozel konumumuza karisip dururlar. Halbuki hic karismamalilar. Selim/Ortaokul-2 Boylam nedir? Mesela kapinin oraya gittiyimizde boyunuzu olcebilirsiniz,buna boylam denir. Yavuz/Ortaokul-2 Bir seklin duz bir sekilde destek olmadan durmasidir. Serdar/Ortaokul-2 Karadeniz bolgesinin gecim kaynaklari nelerdir? Balikcilik hamsi yani accik tarim, natasa en cok gecim kaynagi olanlaridir. Halil/Ortaokul-2 Karadeniz bolgesindeki tarimi anlatiniz. Karadeniz bolgesinde toprak cok verimlidir. Burada en cok hamsi yetistirilir. Hamsi once ovalarda sonra yamaclarda en sonunda daglarda yetistirilmistir. Bu bolgemizde kislar cok yagisli oldugundan hamsiler serada yetistirilir. Hatice/Lise-2 Dis ticaret acigi nedir? En dis ve en yabanci, cok uzak aciklara yapilan ticarete dis ticaret acigi diyoruz. Bilal/Ortaokul-2 Disari ihrac ettigimiz mallar yolda hasara ugrarsa veya yerine ulasamazsa buna dis ticaret acigi denir. Mahmut/Ortaokul-2 Fotosentez nedir? Ayin dunyaya yaklasip uzaklasmasina fotosentez denir. Davut/Lise-1 Fotograflayip sentezlemek olayina fotosentez denir. Orcun/Lise-1 Bitkilerin derin nefes alip vermesine fotosentez denir. Terliksi hayvan ne demektir? Terlik giymeden dolasip duran deyisik turdeki hayvanlara Terliksi hayvan denir. Sevda/Lise-1 Tanim ne demektir? Tanim,bir varliga bir seye ozgu nitelikleri belirtilmesi niteligi bicim seklindeki kelimeyi belirten anlam tarif... Meryem/Lise-2 Ovalar kaca ayrilir? Dorde ayrilir: Yesil ova,kurak ova,agaclik ova ve gulluk gulustanlik ova. Esma/Ortaokul-2 Ovalar dorde ayrilir. Dogu,bati,kuzey,guney. Ali/Ortaokul-2 Cukur ova,duzluk ova ve yamuklu ova diye uce ayrilir. Ufuk/Ortaokul-2 Hangi durumlarda ara secime gidilir? Meclis baskanlarinin iflasi durumunda ara secime gidilir. Ayse/Ortaokul-3 Meclisin gorev ve yetkileri nelerdir? Mahkemelerce olmesi kesinlesenlerin olmesine izin vermek. Orhan/Ortaokul-3 Enlem nedir? Bir canlinin boyunu posunu olcmeye yarayan sey. Ali/Ortaokul-2 Olcek cesitleri nelerdir? 1. Terazi tarti olcek -- 2. Fakir olcek -- 3. Zengin olcek Melek/Orta-1 Olcek nedir? Bir ilmi birim birimidir, ve olcegin tanimini yapmak icin olcek gerekir. Arif/Ortaokul-1 Dogu Anadolu´da sanayi neden gelismemistir? Dogu Anadolu cok daglik maglik bir yerdir. Oralar daglik maglik oldugu icin ulasim oraya gidemiyor. Ulasim gitmeyince fabrika kurulamiyor. Fabrika dagin tepesinde olmaz. Dagi yok etmek gerekir. Bu da para ister. Ulkemiz fukara karsilayamaz. Zaten dagi yok etmek icin dinamit konulsa teroristler onlari calip cirpip goturur. Bu yuzden oraya endustri gitmemis. Mustafa/Ortaokul-1 Istanbul´un onemi nedir? Istanbul onemli bir sehirdir. Topragi altindandir. Koyden goc edenler Istanbula is,as bulmak icin giderler. Ve zengin olup koylerine geri donerler. Bagzilari ev parasi icin bagzilari ise baslik parasi icin...Ama bunlar hepsi eskidendi. Simdi bir tek ev parasi ve cocuklarin okuma parasi icin geliyorlar. Simdiki zamanda baslik parasi yoktur,kacan kacana,seven sevene. Koyden Istanbula gelen hemseriler coktur. Ayricana Istanbulda cok cok urun yetisir. Bunlarin bazilari domates,salatalik,lahmacun, ve kivircik maruldur. Istanbul ayrica Asya ile Avrupa arasinda bir yol gecen hani koprusu gibidir. Her bir kimse bu kopruden gecer. Istanbul onemli olmasaydi nufusu onbes milyon olur muydu hic? Derya/Ortaokul-2 Ermeni(Dogu) sorununu aciklayiniz. Osmanli Devleti altinda yasayip ekmek yiyen Ermeniler kendi kendilerini kiskirtmalari sonucu dogu anadoluda hosnutsuzluklara basladilar. Mustafa Ataturk pasa dusmanla basedebilmek icin Kamil Karabekiri Ermeni uzerine dogrulttu. Ermeni yenilip baris istedi. Boylelikle en iyi sonuc osmaninin oldu Pinar/Ortaokul-3 Erzincan´daki depremzedeler icin neler yapmaliyiz? Oraya gidip, depremzedelere yardim etmeliyiz,hal hatirlarini sormaliyiz. Depremzedelerin sobalarini yakmaliyiz,yorganlarini ustlerine ortmeliyiz. Acikanlara corba filan icirmeliyiz. Melek/Ilkokul-5 Cevre kirliligi canlilari nasil etkiler? Cevre kirliliginden,dunyadaki insanlarin 100/90´ni sakat 100/10´u olmus. Cevre kirliligi insanlara sakincalidir. Melek/Ortaokul-1 Aşağıdaki atasözlerini açıklayınız. GUNES BALCIKLA SIVANMAZ Gunes isinlari degdigi yeri kurutur ve col haline getirir. Gunesi cahmurla sivarsak bu delilik olur. Gunes balcikla sivanmaz diyorum. Gunes bunca uzaktan dunyamizi etkiliyorsa dunyadan cahmur alip sivamaya gittigimizde gunese yetismeden cahmur kuruyp toprak olur. ve bizde oluruz. Eger gunes cahmurla sivansaydi cahmur kurur eski halini alirdi,yani kururdu diyorum. Sinan/Lise-1 SAKLA SAMANI GELIR ZAMANI Bir Arkadasimiz bir sey isterse vermeyiz, ama bir kalem veya silgi isteriz. O da bize vermez. Komsunun oglu veya kizini okula savacak kitabi yoksa komsununda varsa vermeli, zamani gelince o da ona verir. Turkiye Irak´a odunc silah vermezse Turkiye´de bir savasa girdiginde Irak´in aklina sipadanak gelir ve Turkiyeye yardim eder. Ornegin Spor kulupleri Trabzonspor Fenerden odunc para vermesi lazim,vermese bile Fenerin Trabzonspora isi duser. Zamani geldiginde Trabzonda Fenere vermez. Buyuk Turk gencleri birbirine bir ev kiralar,zamani gelince o evi veren buyuk Turk gencinin alin terini,emegini eline koymalidir. Bir ailenin inegi hastalanmis veteniren aramaya koyulur. Diger komsunun evinde telefon vardir. Telefonu acmaya izin vermez inek orada olur. Aradan yillar gecer o telefonu acmaya izin vermeyen komsununun oglu hastalanir. Aha iste simdi zamani geldi. Onun evindeki telefonu bozuldu. Onun evinde telefon var ve telefon acmaya gidemez. Ya iste saklasaydin samani gelirdi simdi zamani SAKLA SAMANI GELIR ZAMANI Koyde samani dograyip samanliga koyarlar. Sonra bir iki yil sonra o samani agirbasli hayvanlarimiza yediririz ve onlarda bize gereken urunleri verirler. Sakladigimiz samani hirsizlar yahut teroristler calip cirpip goturmezse en sonunda bir vakit zamani gelir. Ilyas/Ortaokul-1 AYAGINI YORGANINA GORE UZAT Ayagini yorganina gore uzatirmisin. Ayagini cekyata gore uzat. Yani ayagini belirli bir yere kadar uzat. Ayagini yorgana gore uzatmazsan ayagin acikta kalir ve olursun Kendine dikkat ol.Biz kendimize dikkat olmazsak oluruz, usutup gume gideriz. Nineler kendilerine dikat etmezseler olurler. Dedelerde bakimsizliktan olurler veya acsizliktan da olurler. Babaannelerde yasliliklarindan olurler.Veya kalpten de gider hic haberleri olmaz.yasli babalar kalpten bakimsizliktan,kansizliktan olebilirler. Yeni dogmus bebeklerde mamasizliktan oluyorlar. Bir gelin yeni evlenmis gelin eve gelmis. Ana ve baba sevincinden olmus. Simdi oniki,onuc,ondort yaslarinda kalpten gidenler oluyor. Melek/Ortaokul-1 SAKLA SAMANI GELIR ZAMANI Yani bir seyi saklayinca zamani eninde sonunda gelecektir. Saman hayvanlarin yemeyidir. Cimenlerin kurumasiyla cimenler sararir,saman olusur. Samanlar da bazi yerlere satilmaya gider ve ordan hayvanlarini alan insanlar samanlarini kiloyla alirlar ve bitince yine alirlar. Koylerde cok cimenler vardir. Onlarin kurumasiyla saman olusur ve oradan imalat yerlerine gider. Gun gectikce onlar satilir. Kurban bayrami gelince hayvanlar kesilir ve etleri afiyetle yenir. Bazi hayvanlar disi ise onlarin yavrulari olur. Disi hayvanlar yavrularini emzirirler ve disi hayvanlar ac kaldiysa ona saman verirler. Hayvani varsa onu tarlaya getirir,onu gezdirir,tozdurur. Ot yedirirler ve aksam olunca onlari yerine getirirler. Onlari misilca uyuturlar. Ornek 1: Bir gun kadinin kocasi kaza yapmis ve onunda bir ayani kesmisler ve ona cok para lazimmis ve kocasina takma ayak takdircaklarmis hic bir doktor yapamazmis ve yabanci ulkeden doktor getirmisler ve kadinin kocasinin ayagina takma ayak taktirmislar ve para kadina cok lazim olmus Atalarimiz demiski sakla samani gelir zamani Selda / Ortaokul-2 AYAGINI YORGANINA GORE UZAT Her zaman her yerde dikkatli olmaliyiz. Mesela bir yere alisverise gittik Neler alacaksak ona gore yanimiza paramizi almaliyiz. Bir yere gittik ve gittiyimiz yerde yorulduk. diyelim ve bir taksiye bindik, gidecegimiz yere geldik ve bir baktikki para cantasinda onbin bile yok. Aha simdi aba altinda sopa yedin kafasiz. Taksiciye yalvar yakar, aldirmadi,surdu gitti. Ta ormanlik yere koydu Etrafta in cin top oynuyor. Baska hic kimse yok, care de yok. madem onbin bile yok niye taksiye bindin kafasiz. Yorganina gore uzatsana. Basimizi agaclara vururuz. Ayagimizi yorganimiza gore uzatirsak basimiza bir sey gelmez. Humeyra/Ortaokul-1 Yukardaki yazılar Ahmet Gülüm´ün "Dikkat Yazılı Var" adlı kitabından alınmıştır. Daha çok gülmek istiyorsanız aşağıdaki bağlantıya tıklayarak kitabı alabilirsiniz. ![]() ![]() Dikkat Yazılı VarAhmet Gülüm Ah Şu Rizeliler! Kıvrak zekalı Karadeniz insanı, gerek yorumlarıyla, gerek başlarına gelen olaylara getirdikleri pratik çözümlerle, mizahçılara taş çıkartıyor. Hepsi gerçek Kıvrak zekalı Karadeniz insanı, gerek yorumlarıyla, gerek başlarına gelen olaylara getirdikleri pratik çözümlerle, mizahçılara taş çıkartıyor. Fatih Sultan Kar´ın hazırladığı Yaşanmış Rize Fıkraları kitabında yer alan ilginç olaylar, duyanları kahkahaya boğuyor. İşte, fıkra gibi gerçeklerden bazıları... * Rize eski Milletvekili Fuat Sirmen, bir gün TBMM´de yaptığı bir konuşmada, ´´Milletvekillerinin yarısı aptaldır´´ deyince Meclis´te milletvekillerinin tepkisini çekmiş. Tepkiler üzerine tekrar söz alan Sirmen, kürsüye çıkarak bu kez ´´Meclis´tekilerin yarısı akıllıdır´´ demiş. * Rizeli Turgay Civelek, aldığı 30 kiloluk buzağıyı, evinin altındaki ahırda beslemeye başlamış. Aradan 14 ay geçtikten sonra 30 kiloluk buzağı tam 240 kiloluk bir boğa olmuş. Talihsiz boğa, ahırda mahsur kalmış. * Rize Belediyesi´ne ait 100. Yıl Parkı´nın havuzundaki sazan balıkları, sarhoşlar tarafından çalınıp yenilmiş. Bunun üzerine dönemin ANAP´lı Belediye Başkanı Hızır Hop, telsizle Park ve Bahçeler Müdürü´ne, ´´Sazanları yediler, parktaki kazları koruma altına alalım´´ diye seslenmiş. * Rizeli Tahsin Tuzcu at yarışına çok meraklıymış. Kaybedince, ´´Burun farkıyla kaybettim´´ dermiş. Bir gün eşi dayanamamış ve ´´Oy senin burnuna ne diyeyim. Uzun burunlu bir at bul´´ diye sitem etmiş. * Rize eski Belediye Başkanı Ekrem Orhon, dönemin valisi ile gezintiye çıkmış. Vali sohbet sırasında, eşini kaybeden Orhon´a ´´Üzülme, sana anamı veririm. Onunla evlenirsin´´ diye takılmış. Üzüntülü başkan da valiye, ´´Ananı almak bir şey değil de, koca valiye ´Oğlum´ demek biraz ağır gelir bana´´ diye cevap vermiş. O Zaman Oyun Biterİş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar; "Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..." Berber çocuğa seslenir: "Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, "bak şimdi" diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar: "Hangisini istiyorsan alabilirsin?"Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek: "Gördün mü? Sana söylemiştim." der.Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali´yi görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar.Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir : - Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!" Allah´ın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken... Biz kim oluyoruz da insanları birkaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz! Dale Carnegie Püf NoktalarıElinin mürekkebiyle kadın işine soyunan, kısaca yalnız yaşayan erkeklere beslenme ihtiyaçlarını karşılamak için yemek yapmayı öğreten birkaç bilgi : Yemekleri daima tencerenin içinden yiyin. Böylelikle tabak kirletmemiş olursunuz asla sade pilav yapmayın. Domatesli pilav yaptığınızda altını tuttursanız bile renginden anlaşılmaz... Soğanlı bir yemek yapacaksanız asla soğana dokunmayın. Özellikle rendelediğinizde elleriniz çok kötü kokuyor. Bunun yerine soğana ekmek tahtasıyla beş altı kez vurmayı deneyin. Aynı işi görür. Patates kızartacaksanız soyduğunuz patatesleri asla yıkamayın. Kızgın yağa attığınızda çok kötü patlıyorlar. Yemekler asla kendi başlarına hareket etmezler. Şayet geçen ay yaptığınız tavuk kendi kendine kımıldamaya başladıysa kurtlanmış demektir. Çok zor durumda kalmadıkça yememeniz tavsiyemizdir. Sebzeleri pişirdikçe vitamin değerleri düşer. Mümkün olduğunca çiğ tüketin. Karpuz tabağa koyulmaması gereken bir meyvedir. İkiye ayırıp ortasından kaşıkla yiyebilirsiniz. Tencere kapağı en mükemmel tabaktır. Buzdolabının sebzelik olarak adlandırılan kısmı yemeyi düşünmediğiniz şeylerin saklanması için idealdir. Bu bölüme konan şeyler nasıl olsa bir süre sonra unutulur. Sebzeliğin kapağını sıkı kapatırsanız çürüyen şeylerin kokusu dolaba daha az yayılır. Makarna paketini açmak için paketi ortasından sıkıca kavrayın ve altını tüm gücünüzle fayansa vurun.paketin üst tarafı yırtılacaktır. Belki bu işlem sırasında makarna un ufak olabilir ama risk almaya değer. Özellikle misafirlerin yanında yapmanızı tavsiye ediyorum. Bu size maço bir hava verir. Öğrenciye Hitabe Ey haylaz öğrenci! Birinci vazifen,bütün birlerini kurtarmak,bütün öğretmenlere yalakalık yapmaktır.Sınıfta kalmamanın yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. Sınıfta seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dişi yada erkek, inekler çıkacaktır. Bir gün sınıfta kalacağım diye endişelenirsen, sınıfta kalmamak için bütün kopya çeşitlerini deneyeceksin. Bu kopyalar arkadaşlarının kağıtları yada senin ufak yazıtların olabilir. Kopya vermeyen yada ispiyoncu arkadaşlar, bu dünyada emsali görülmemiş bir işkenceye mahrum kalabilirler. Cebren ve hile ile tımarhaneye benzeyen sınıfın, bütün köşeleri zapt edilmiş, bütün hocalar başında dikilmiş ve bütün inekler sınıf dışarı edilmiş olabilir. Bütün bu eziklikler içinde bile, bütün hocalar çok psikopat bulunabilirler. Hatta bu manyaklar egolarını tatmin etmek için birbirinden kazık sorular sormuş olabilirler. Ey kopyacının evladı!.. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen,sınav kağıdını doldurmaktır.Muhtaç olduğun bilgi, cebindeki küçük kopyada mevcuttur! Matematiğin DoğuşuAnnemin kucağından okul sıralarına düştüğüm ilk günden beri daha doğrusu ilkokul öğretmenimizin "bakın çocuklar bu sıfır sayısı" diyerek başladığı ilk matematik dersimden beri matematiğe gıcığım. Eee tabii gıcık olmamın birkaç nedeni var. Mesela bu nedenlerden en önde gideni, futbol muhabbeti yapan erkekleri "bir hava kütlesinin arkasından bu kadar konuşulmaz" diyerek eleştiren kızların, oturup tamamen varsayımlar üzerine kurulmuş olan matematiğin, ipsiz sapsız soruları üzerinde dakikalarca düşünmesi olabilir. Ya da Ahmet´in 20 bin lirası var, parasının 3´de 2´siyle kalem alırsa tipindeki sorular matematiğe gıcık olmamdaki nedenlerden olabilir. Cebimizde beş kuruş paramız yokken gidip onun bunun parasının hesabını yapmak "zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış" atasözümüzün doğuş nedeni olsa gerek. Matematiğin günümüzdeki hali mağlum.. Benim asıl merak ettiğim matematiğin bulunduğu dönem. Düşünsenize ortada ne sayı var ne de bu sayıların sığındığı bir doğru.. Yani bu meret nasıl bulunmuş olabilirki? Bu soruyu yıllarca düşündüm ve cevapta geldiğim son noktayı sizinle paylaşayım. Bu matematik bilimini kuran ve öteki tarafta birçok yakın akrabası olan amca birgün bilgisayar kullanırken chatte hatunun birini ayarlıyor ama bir dahaki buluşma zamanını bir türlü ayarlayamıyorlar. Güneş tam tepedeyken diyorlar, buluşamıyorlar. Sonraki gün tesadüf yine chatte karşılaşıyorlar bu sefer ay tepedeyken.. Yine olmuyor.. (Coğrafya biliminin kuruluşuda bu tarihlere raslar) Sonra bizim amca (tabi o zamanlar genç) bu böyle olmaz diyor ve saati icat ediyor. Sonra derken birgün evdeki duvar saatine bakarak bu böyle çok sade oldu, şöyle kenarlarına bir şeyler çizelim diyor.. Veee tahmin ettiğiniz gibi sayılar icat edilmiş bulunuyor.. Bu cevap kadar saçma olan bu bilim dalının insanlık tarihine kattığı değerleri de tabiki unutmamak gerekir. Hani hep öğrencilerin "ya hocam bu matematik ne işe yarıyor Allah aşkına söyleyin" türündeki sorularına öğretmenlerimizin verdiği klasik cevapla yazımı bitirmek istiyorum.. -Arkadaşlar öyle demeyin.. Sen köprülerin, kavşakların hatta bu binadaki kirişlerin bile ne sayesinde yapıldığını biliyor musun? Matematik olmasaydı bunların hiçbiri olmazdı! 1500´lerde İngiltereBir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden İngiltere’de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün. 1500´lerde İngilterede işler şöyle yapılıyordu: İnsanların çoğu Haziranda evleniyordu Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziranda hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu. Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. Ingilizcedeki banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın? (Don´t throw the baby out with the bath water) deyimi buradan gelmektedir. Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu. Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizcedeki kedi-köpek yağıyor (It´s raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir. Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir. Zemin topraktı. Sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden yapılmıştı. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır. Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı. Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı "thresh hold" (saman tutan; Türkçesi "eşik") idi. Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu. Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur. Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı. Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna yağ çiğnemek (chew the fat) adı veriliyordu. Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü. Çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı. Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında "tabak ağzı" (trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu. Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı. Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna "uyanma" nöbeti deniyordu. Ingiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir "kemik evi"ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı. Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlık nöbeti "graveyard shift" denirdi. Bazıları zil sayesinde kurtulur ("saved by the bell") bazıları da "ölü zilci" (dead ringer) olurdu. Mantikli Olmak Gerek 5 yasinda falandim.hiperaktiftim ben öle böle degil yani çileden çikarabilirdim annemi bazen.Günde 3 ögün dayak yerdim.mutlaka yerdim yani.Ya bigün neden dayak yedigimi bile anlamadan dayak yemeye basladim.annem çok sinirli falan.iste dövmeyi birakti falan oklava terlik mi ariyo ne kendi kendine söyleniyordu . - "o kadar dayak atiyorum ama banamisin bile demiyor" dedi.ben de o sirada agliyodum gene dayak yemeye basladim.ya dövmemesi için napiyim diye düsünürken o sözü geldi aklima beni döverken ona - banamisin diyordum. nerden bileyim onun farkli bi anlamda kullanildigini. acaip sekilde dayaga devam ederken banamisin diyerek bagiriyordum fakat durmuyordu.anladim ki banamisin demek ise yaramiyor kaçmak daha mantikli ![]()
__________________
![]()
Konu X-Rays tarafından (26-11-2008 Saat 08:09 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() Üye No: 50
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: dogum yerım ankara..ızmırde yasıyorum
Yaş: 14
Mesajlar: 745
Tecrübe Puanı: 6
Karizma Puanı : 176
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() |
ısterımm +rep vermeyene kuserımmm :d:d
__________________
![]()
|
|
|
|
|
|
#11 (permalink) |
![]() Üye No: 464
Üyelik tarihi: Aug 2008
Yaş: 20
Mesajlar: 239
Tecrübe Puanı: 24
Karizma Puanı : 2000
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
helin lütfen bu şekilde paylaşım yapma hepsini tekrar sil yeni başlık altında aç bence böyle çok çirkin oluor. ok
__________________
![]() «««««« ъկ էհε 〤-гﻪկร »»»»»»»»
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() Üye No: 50
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: dogum yerım ankara..ızmırde yasıyorum
Yaş: 14
Mesajlar: 745
Tecrübe Puanı: 6
Karizma Puanı : 176
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() |
Tamamm ozurr OLDUMU
__________________
![]()
Konu helin_19 tarafından (26-11-2008 Saat 07:45 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
![]() Üye No: 464
Üyelik tarihi: Aug 2008
Yaş: 20
Mesajlar: 239
Tecrübe Puanı: 24
Karizma Puanı : 2000
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
HElin reklam içerik yasak lütfen özen göster buna burdada reklam war bunu düzeltiyorum:S
__________________
![]() «««««« ъկ էհε 〤-гﻪկร »»»»»»»»
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() Üye No: 50
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: dogum yerım ankara..ızmırde yasıyorum
Yaş: 14
Mesajlar: 745
Tecrübe Puanı: 6
Karizma Puanı : 176
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() |
Tamammm ozur delerımm bılmıyodumm yoksa nye yapıyımkıı ![]() ![]()
__________________
![]()
|
|
|
|
|
|
#16 (permalink) |
|
HaCkEr-GüVeNliK-GÖREVLİSİ
![]() Üye No: 706
Üyelik tarihi: Oct 2008
Bulunduğu yer: izmir
Yaş: 19
Mesajlar: 259
Tecrübe Puanı: 204
Karizma Puanı : 20000
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
benden sana - rap ![]() ![]() D D :
__________________
Her türlü bilgisayar sorunlarına cevap verilir.
|
|
|
|
|
#17 (permalink) |
|
HaCkEr-GüVeNliK-GÖREVLİSİ
![]() Üye No: 706
Üyelik tarihi: Oct 2008
Bulunduğu yer: izmir
Yaş: 19
Mesajlar: 259
Tecrübe Puanı: 204
Karizma Puanı : 20000
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
x rayz salla reklam olması iyi dir merak etme ![]() ![]() örnek açılım olsun kısıtlama getirme lütfen uyarı bu ![]() ![]()
__________________
Her türlü bilgisayar sorunlarına cevap verilir.
|
|
|
|
|
#18 (permalink) |
![]() Üye No: 464
Üyelik tarihi: Aug 2008
Yaş: 20
Mesajlar: 239
Tecrübe Puanı: 24
Karizma Puanı : 2000
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
yok kaan olur mu sen başka sitenin reklamını kendi sitende yaparmısın öyle olsa biz gezginlerforumu her sitede duyururuz ama olmuo sahi sen kendi sitende duyursana yaw![]()
__________________
![]() «««««« ъկ էհε 〤-гﻪկร »»»»»»»»
|
|
|
|
|
#19 (permalink) |
|
HaCkEr-GüVeNliK-GÖREVLİSİ
![]() Üye No: 706
Üyelik tarihi: Oct 2008
Bulunduğu yer: izmir
Yaş: 19
Mesajlar: 259
Tecrübe Puanı: 204
Karizma Puanı : 20000
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
vayy rest okyanlız şunuda bilk başka sitenin reklamını versende girşinin hangi yerden olduğu belli olur ok çek resti çekkkk ben de bi uyarı yapamda gör
__________________
Her türlü bilgisayar sorunlarına cevap verilir.
|
|
|
|
|
#20 (permalink) |
|
HaCkEr-GüVeNliK-GÖREVLİSİ
![]() Üye No: 706
Üyelik tarihi: Oct 2008
Bulunduğu yer: izmir
Yaş: 19
Mesajlar: 259
Tecrübe Puanı: 204
Karizma Puanı : 20000
Karizma Seviyesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
özele yazdığımı oku ok özelden konuşalım admin bey
__________________
Her türlü bilgisayar sorunlarına cevap verilir.
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | Konuyu değerlendir |
|
|